"o farklıydı" çevrilmesi Danimarkalı dile:


  Sözlük Türk-Danimarkalı

Farklıydı - tercüme : Farklıydı - tercüme : Farklıydı - tercüme : Farklıydı - tercüme : O farklıydı - tercüme : O farklıydı - tercüme :

Ads

  örnekler (Harici kaynaklar, incelemediniz)

O zamanlar durum farklıydı.
Det var noget andet dengang, Kane.
Beni tasmayla dolaştırmıştınız. O farklıydı.
I førte mig rundt i snor!
O farklıydı. Onlara bu şekilde davranmıyorduk.
De blev ikke behandlet sådan.
ama kaderim farklıydı.
Men så skete der noget.
Yalnız, orduda farklıydı.
Men i hæren er det anderledes.
Benim zamanımda farklıydı.
Det var anderledes i mine dage.
Benim sebebim farklıydı.
Jeg dræbte ikke af de samme årsager som dem.
O zamanlar çok farklıydı. Çok farklı Bay Scott.
Det var meget anderledes før da, Mr Scott.
Samuel Pierpont Langley farklıydı.
Samuel Pierpoint Langley var anderledes.
Evet, ama masalarımız farklıydı.
Ja, men ikke ved samme bord.
Ama benim için farklıydı.
Det var noget andet med mig. Jeg elskede ham.
Normalde yaptığından biraz daha farklıydı.
Det var lidt anderledes, end hvad du plejer at gøre.
Bir sonraki deney biraz farklıydı.
Den næste eksperiment var lidt anderledes.
Ancak keskin nişancılarda durum farklıydı.
Snigskytterne var anderledes.
Bunları şimdi söylemeye ürperiyorum, ancak, o zamanki reaksiyonum çok farklıydı.
Og jeg krymper mig over at sige ordene nu, men min første reaktion på det tidspunkt var meget anderledes.
O derece farklıydı ki, Tajomaru'nun bahsettiği öfkeden, yüzünde eser yoktu.
Hvad forskelle angår så så hun ikke så hård ud, som Tajomaru påstod.
Ama korkuyordum, çünkü önceki ifadem farklıydı.
Men jeg havde jo sagt noget andet før.
Ne? Clay'di tamam mı, sadece eskisinden farklıydı.
Det var ham, men ikke som vi husker ham.
Ama Eski Çadır Derisi'nin savaş anlayışı farklıydı.
Men Gamle Læderhuds krigsbegreb var anderledes end de hvides.
Biliyor musun ben okula giderken çok farklıydı.
Da jeg gik i skole, var alting helt anderledes.
Kardeşi, 19 yaşındayken Suriye Valisi'ydi. Gaius farklıydı.
Broderen var guvernør i Syrien som 19årig.
Size açıklayabilirim, onun kariyeriyle benimki tamamen farklıydı. Ben Hint ordusundaydım, o ise Hindistan'daki İngiliz ordusundaydı.
Jeg tjener den indiske hær, han tilhørte den britiske.
Ben küçük bir kızken her şey farklıydı, çok farklı.
Det var noget andet, da jeg var barn.
Dış görünüşleri inanılmaz derecede farklıydı ki tüm sosyal hayvanlarda bu böyledir.
Deres udseende blev anderledes, som det bliver for alle sociale dyr.
Anlaşılan İspanya'da işler farklıydı. Annesi melek olmayan birisinin seçimi kazandığına hiç rastlamamıştım.
De ma blive udnævnt i Spanien, for jeg har aldrig hørt om nogen folkevalgt embedsindehaver, hvis mor ikke var en engel.
Bu, Tobacco Road'un bugünkü hali. Ama yüz yıl önce ilk Lesterlar Georgia'ya geldiğinde, farklıydı.
Dette er Tobacco Road i dag, men for hundrede år siden, da de første Lestere ankom, var den anderledes.
Ancak Isaac Newton için en azından Neden elma düştü, diye sorduğu gün durum çok farklıydı.
De fleste folk som så æblet falde, ville tænke det er normalt , men Isaac Newton spurgte sig selv. Hvorfor? Hvorfor faldt æblet?
Er ya da geç, bir yıl sonra kadar, yarışma yapıldığında, benim katıldığım Riziko! programlarından daha farklıydı.
Og da spillet i sidste ende blev spillet cirka et år senere, var det meget anderledes end de Jeopardy spil jeg havde været vant til.
Ve anladım ki mutluluk yetenekleri, keyifli yaşam yetenekleri, bağlılık yetenekleri, anlam yetenekleri ızdırabı azaltma yeteneklerinden farklıydı.
Og det viser sig at evnerne til lykke, evnerne til det behagelige liv, evnerne til engagement, evnerne til mening, er forskellige fra evnerne til at lindre fortvivlelse.
O! O! O!
Ham.
Tabiki de yaşayamazlar, size zaten diyorum ki bölgenin iklimi ve taşıma kapasitesi bugünkünden keskin bir şekilde farklıydı.
Det kan de, selvfølgelig, ikke, men jeg siger allerede nu at de landskab og bæreevnen i denne region var drastisk anderledes i forhold til det vi har i dag.
Ancak, ne mutluki kafamda bir lamba yandı ve sonraki reaksiyonum çok farklıydı, bir adım geri çekildim ve
Men heldigvis, tændte en pære sig over mit hoved, og min næste reaktion var meget anderledes, og jeg tog et skridt tilbage, og jeg tænkte,
Profesyonel bir amaca yönelik olarak üretilen Star'dan yada dönemin komut tabanlı hantal sistemlerinden bu yönüyle çok farklıydı Mac.
Dette var i modsætning til Star, som var beregnet til professionelt brug og meget anderledes i sammenligning med de besværlige kommando baserede systemer, der dominerede denne æra
Ama Big Bang zamanındaki koşullar çok ama çok daha farklıydı, şu anda bu odanın koşullarından çok daha farklı.
Men vilkårene nær Big Bang er meget, meget forskellige fra vilkårene for luften i dette rum.
O birazcïk... O...
Hun er faktisk...
O o öldü.
Drengen... Han døde.
O O konuşuyor, ama o bir şey söylüyor O, biliyordu ki o?
O, at hun vidste, hun var Hun taler, men hun siger intet !
O gitti, o kill yersiniz, o öldü!
Han er væk, han er kill'd, han er død!
O neydi? O neydi?
Hvad var det?
O zaman, o nerede?
Og dog. Hvor er han? Hvad er din teori?
O biliyor, o biliyor.
Det ved han.
O adam! O adam!
Manden!
O kadar. O kadar.
Det var det hele.
O, Bay Starbuck, o.
Ham, mr. Starbuck.
O ne? O ne?
Det er skønt at se dem igen.

 

Ilgili aramalar: Daha Farklıydı - çok Daha Farklıydı -