"yakıt ekonomisi düzelme" çevrilmesi Portekizce diline:


  Sözlük Türk-Portekizce

Düzelme - tercüme : Yakıt - tercüme : Düzelme - tercüme : Yakıt - tercüme : Yakıt - tercüme : Yakıt ekonomisi düzelme - tercüme : Yakıt - tercüme : Yakıt - tercüme :

Ads

  örnekler (Harici kaynaklar, incelemediniz)

BIR DÜZELME ARIYOR
PROCURA MELHORAR COISAS
ABD ekonomisi hala dünyanın en büyük ekonomisi.
A economia dos E.U.A. ainda é a maior do mundo.
Yakıt doldur.
Enche o depósito.
Yakıt isteyen?
Munições?
Yakıt kritik.
Nível de combustível crítico.
Geleceğin ekonomisi buna bağlı.
As economias do futuro dependem disso.
Ülke ekonomisi kötü yönetildi.
O país não tem sido bem gerido.
Bayan öğretmenlerin ekonomisi hariç.
Excepto para a economia das professoras.
Bence, yapacağımız her türlü değişiklik düzelme sayılır.
Olhem que qualquer alteração seria uma melhoria.
Yakıt, alev aldı.
Temos um incêndio na cápsula de combustível!
Yakıt yok mu?
Acho que estamos sem gasolina.
Uçağa yakıt dolduruyorlar.
Estão a carregar gasolina.
Yakıt tankları boş.
Os tanques de combustível estão vazios.
Bize yakıt versenize!
Dános combustível.
Tekrar yakıt doldur.
Iniciar reabastecimento.
Hızla yakıt kaybediyorum.
A perder combustível rapidamente.
Yakıt tankı boş.
O depósito de combustível está vazio.
Sonra, zaman içinde yavaş yavaş bir düzelme oluyor.
E eventualmente, começaram a melhorar aqui.
Burada bir ölçek ekonomisi var.
Há uma economia de escala.
Bir kaç haftadır buradayız, durumumda henüz bir düzelme yok.
Já estamos aqui há várias semanas, e a minha saúde não melhorou.
Yakıt ekipleri, boşaltmaya hazırlanın.
Equipas de abastecimento, preparar para descarregar.
Şu sağdaki yakıt göstergesi.
À direita é a válvula. Atenção a ela.
Alevler, yakıt deposuna ulaştı.
O fogo está contido no depósito!
Yakıt kontrolü. Motor kontrolü.
Vedantes de combustível, vedantes dos propulsores e de pressão, vistos.
Yakıt ve madencilik ürünleri
Combustíveis e produtos mineiros
Yakıt isteyen var mı?
Munições?
Ne kadar yakıt var?
Qual é o nível do combustível?
Yakıt al, Bira Fıçısı.
Vai reabastecer, Barril de Cerveja.
Yakıt tamam. 900 lt.
O combustível está bem. 820 litros.
Yakıt tanklarına basınç yapamam.
Não mudo as linhas de combustível.
Foxton için biraz yakıt.
Mac, Andy!
Yasadışı göçmenlik ekonomisi gibi bir şey.
Por exemplo, aqui está a economia da imigração ilegal.
Birleşik Devletler ekonomisi büyük 14.7 trilyonluk.
A economia americana é enorme 14,7 triliões.
'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş,'
Do fogo, com (abundante) combustível).
Bağlandı. Aktarmaya hazır! Yakıt pompalanıyor.
Prontos para a transfusão ! lt i gt Combustível a ser transferido. lt i gt
Bir saniye. Yakıt borusu donmuş.
Dá um segundo.
Yakıt etkinliğini yeni seviyelere taşıyoruz.
Estamos a levar a eficiência do combustível a novos máximos.
Yakıt açısından bakıldığında, sorun çözülüyor.
Em termos de combustível, isto resolve o problema.
Gezegenin merkezinde yakıt yakmak yoktur
Não existe queima de combustível no centro do planeta.
Bu kez çok yakıt aldım.
Desta vez, muita gasolina.
Göreviniz yemek ve yakıt getirmek.
A sua missão é trazer comida e combustível.
Yakıt tankeri burada devreye girer.
É aí que usamos o camiãocisterna.
Şu yakıt varilleri niye gecikti?
O que está a reter aqueles barris de combustível?
İkinci hedefiniz TokTong'daki yakıt istasyonu.
O alvo secundário é este depósito de combustível em TokTong.
Bombamız vardı, yakıt istasyonuna gittik.
Tínhamos bombas. Por isso, fomos ao depósito de combustível.

 

Ilgili aramalar: Düzelme - Piyasa Ekonomisi - Yakıt - Yakıt Hücresi - Yakıt Ikmali - Yakıt Tüketimi - Yakıt Deposu - Yakıt Tankı - Yakıt Ikmali Yapmak -