"Benimsenen yaklaşım"'in çevirisi Bosnalı diline:
Sözlük Türkçe-Bosnalı
Benimsenen - tercüme : Benimsenen yaklaşım - tercüme : Yaklaşım - tercüme : Yaklaşım - tercüme :
örnekler (Harici kaynaklar, incelenmemiş)
| Düşmanca bir yaklaşım yok. | Nema znakova neprijateljskih aktivnosti u ovoj zoni. |
| Bu sağlıklı bir yaklaşım. | To ti je dobro. |
| Sufi müziği İslam'a benzersiz bir yaklaşım | Sufijska muzika jedinstven pristup islamu |
| Lacjak, BH için yeni yaklaşım açıkladı | Lačjak objavio novi pristup za BiH |
| Ardından aynı yaklaşım diğer Sırp belediyelerine uygulanacak. | Isti pristup bi se zatim primijenio i na druge srpske općine. |
| Ama bu korkunç ve sağlıksız bir yaklaşım. | Ali to je grozna, nezdrava okolina. |
| Bu pratik bir yaklaşım. Ya geri kalanınız? | Šta je s vama ostalima? |
| Sonra, aynı yaklaşım diğer Sırp belediyelerine de uygulanacak. | Isti pristup bi se zatim primijenio i u drugim srpskim općinama. |
| Fakat bütün uzmanlar bunun doğru yaklaşım olduğunu düşünmüyor. | Međutim, ne misle svi eksperti da je to pravi pristup. |
| Bu yaklaşım, adaletin tecellisine engel teşkil ediyor. dedi. | Taj pristup predstavlja prepreku u postizanju pravde, kažu iz YIRH a. |
| Oruç gecesi kadınlarınıza cinsel yaklaşım size helal kılınmıştır. | Dopušta vam se (u) noći posta refes sa ženama vašim. |
| Ama grup olayı olumlu bir yaklaşım, Tamam mı. | Blizanci su pozitivna stvar! |
| Proaktif bir yaklaşım benimseyerek, blok dışında da etkili olmalıyız. | Ona mora biti aktivna i imati efekte i van bloka, podvlači on. |
| Bu tarz bir yaklaşım Sancak halkına sadece zarar getirir. | Takvim pristupom se može samo naškoditi građanima Sandžaka. |
| Tiyatroya devrimci bir yaklaşım. Bir öneride bulunabilir miyim? Lütfen. | To je revolucionarni pristup kazalištu, ali dozvoljavate li da vam nešto sugeriram? |
| Pekala, daha sıradan bir yaklaşım deneyelim. Biraz hafif müzik. | U redu, probaću nešto konvencionalnije uz malo muzike. |
| Belki daha dolaysız bir yaklaşım? Ben de öyle düşünmüştüm. | Tačno to sam i ja imao na umu. |
| Ankara Üniversitesi'nden Profesör Çağrı Erhan bu konuda şüpheci yaklaşım sergiliyor. | Profesor Cagri Erhan sa Univerziteta u Ankari je skeptičan. |
| Pek çok kişi, Sırbistan'ın Kosova ile ilişkilerine barışçı bir yaklaşım arzuluyor. | Mnogi traže miran pristup u postupanju Srbije s Kosovom. |
| Füle, AB'nin Karadağ ile yürütülecek müzakerelerde yeni bir yaklaşım başlatacağını söyledi. | Fule je pojasnio da će EU pokrenuti novi pristup u svojim pregovorima s Crnom Gorom. |
| Milletvekili, Bu karmaşık meselelerin bazıları, proaktif ve cesur bir yaklaşım gerektiriyor. | Nekima od tih kompliciranih pitanja treba se pristupati na aktivan i hrabar način, izjavio je poslanik. |
| Uzmanlar, bölge genelinde ortak bir yaklaşım benimsemekte çok geç kalındığı konusunda hemfikir. | Stručnjaci se slažu da je odavno trebalo preduzeti regionalni pristup. |
| Altan, Türkiye'de Somali'ye yardım etmekle ilgili iki tür yaklaşım olduğunu öne sürüyor. | U Turskoj postoje dvije vrste pristupa po pitanju pomoći Somaliji, kaže Altan. |
| Onun spora kendine has farklı bir yaklaşım getirdiğini ileri sürenler de var. | Međutim, neki kažu da on u taj sport unosi svoj vlastiti, poseban pristup. |
| Fried, Rusya'nın konuya yapıcı bir yaklaşım sergilemesi yönündeki umutlarını da dile getirdi. | On je također izrazio nadu da će Rusija imati konstruktivan pristup tom pitanju. |
| Belki de bu yaklaşım bölgesel sanatsal yeteneklerin korunmasında diğerleri tarafından da incelenebilir. | Takav pristup bi možda mogli razmotriti i ostali u smislu zaštite i očuvanja umjetničkog talenta u regionu. |
| Hentov'a göre bu yaklaşım da, Türkiye'nin bölgesel ihtilafları uzlaştırma çabalarına ters düşüyor. | Taj pristup u suprotnosti je s naporima Turske usmjerenim na pomirenje sukoba u regionu, kaže Hentov. |
| Başbakan Nikola Gruevski'nin hükümeti, yurtdışındaki Makedonlarla yapılan çalışmalara yepyeni bir yaklaşım getirdi. | Vlada premijera Nikole Gruevskog usvojila je potpuno novi pristup u radu s Makedoncima u inostranstvu. |
| Bu arada Kıbrıs hükümeti de AK'yi, kendi deyimiyle yumuşak bir yaklaşım sergilemekle eleştirdi. | Kiparska vlada je u međuvremenu kritizirala EK za, kako je ona to opisala, mekan i lagan pristup. |
| Fakat sorun, sadece ulusal boyutta değerlendirilemez. Küresel finans piyasalarına küresel bir yaklaşım gerekiyor. | Međutim, problem se ne može ispraviti samo na nivou jedne zemlje za globalna finansijska tržišta potreban je globalni pristup. |
| Bunu tam seçim ortamına getirip 'darbecilerden hesap soruyoruz' demek samimi bir yaklaşım değil. | Nije iskren čin organizirati tako nešto tokom općih izbora i reći 'mi pozivamo pučiste na odgovornost.' |
| Şu anda hükümet, yaklaşık 15 bin vatandaşı yaklaşım 1 milyon Avro seviyesinde sübvanse ediyor. | Trenutno vlada subvencionira oko 15.000 građana, uz trošak od oko jednog miliona eura. |
| Kıbrıs Rum tarafının baş müzakerecisi Yorgo Yakovu da ekibini yapıcı bir yaklaşım sergilemeye çağırdı. | George Iacovou, glavni pregovarač kiparskih Grka, također je na svoj tim apelirao da usvoji konstruktivan pristup. |
| Ancak parti, 1990'ların sonundan itibaren Kostas Simitis'in liderliğinde daha pragmatik bir yaklaşım benimsedi. | Počev od kraja 1990 tih, međutim, stranka je preuzela pragmatičniji pristup pod vodstvom Costasa Simitisa. |
| Çarşamba günü konuşan Füle, Bu yaklaşım, Kosova'nın AB yolundaki ilerlemesinin hızlanması açısından şart. dedi. | Ovaj pristup je od presudne važnosti za ubrzavanje napretka Kosova ka EU, izjavio je on u srijedu. |
Ilgili aramalar: Yaklaşım -