"olmasına rağmen"'in çevirisi Bosnalı diline:
Sözlük Türkçe-Bosnalı
Olmasına rağmen - tercüme : Olmasına rağmen - tercüme : Rağmen - tercüme :
örnekler (Harici kaynaklar, incelenmemiş)
| Üzerime kusmuş olmasına rağmen. | Čak se i po meni ispovraćao. |
| Hayatıma mal olmasına rağmen. | Cak iako me to kosta zivota. |
| Satılmaları zor olmasına rağmen. | Ovo je veoma lep komad, moram da priznam. Ali teško bih ga prodao. |
| Güçlü yanları olmasına rağmen. | Bez obrzira na dobre strane. |
| Evet. Daha anlamsız olmasına rağmen. | Iako motiv i nije baš logičan. |
| Eğlenceli olmasına rağmen pek başarılı olamazdım. | Putovanja su bila zabavna, ali nisu bila učinkovita. |
| Tesisler küçük olmasına rağmen sıcak ve konforlu. | Objekti su mali, ali su prijatni i udobni. |
| Gerçek olmasına rağmen senin halkın bunu yalanladı. | Tvoj narod kaznu poriče, a ona je istina. |
| Gerçek olmasına rağmen senin halkın bunu yalanladı. | I poriče ga narod tvoj, a on je Istina. |
| Çok kötü durumda olmasına rağmen devam ediyor.. | Bio je u lošem stanju. Još uvijek se kreće. |
| Pekala. Ne söyleyeceğimi bildiğin için gereksiz olmasına rağmen. | Reći ću kratko i jasno, mada je nepotrebno, jer vrlo dobro znaš što ću reći. |
| Filoloji yüksek lisansım olmasına rağmen, bir bankada çalışıyorum. | Radim u banci, iako sam diplomirani filolog. |
| Fark çok açık olmasına rağmen kimse tepki vermedi. dedi. | Ta razlika je bila očita međutim, niko nije reagirao, izjavio je Zelić za SETimes. |
| Her iki ülke de umutlu olmasına rağmen anlaşmazlık sürüyor. | Uprkos nadi iz obje zemlje, spor je još uvijek prisutan. |
| Bu ilaçların bazılarının muadili olmasına rağmen, bazılarının yok. dedi. | Neki od tih lijekova imaju zamjene, ali neki ne, kaže za SETimes šefica Informativnog centra apoteka u Beogradu Milana Dučić. |
| Karun, Musa'nın halkından olmasına rağmen ihanet edip onlara zulmetti. | Uistinu, Karun je bio iz naroda Musaovog, pa ih je tlačio. |
| Bir sürü ajans olmasına rağmen beklentileri karşılarım ve yapacağım. | Mada je mnogo više nego što bilo koji agent mora da radi, uradiću to. |
| Sade ve basit olmasına rağmen Dinleyin, dinleyin Size sesleniyor | Slušajte, slušajte, jer ona vas zove! |
| 'Kış olmasına rağmen, güneş sıcak yaz günü gibi parlıyordu.' | Mada je bilo zimsko doba, sunce je sjalo kao za vrućeg ljetnog dana. |
| Fakat Mayıs'ın ikinci haftası olmasına rağmen hava durumu tahmin edilemedi. | Međutim, i u drugoj polovini maja, vrijeme je bilo nepredvidljivo. |
| O tarihte SDP üyesi olmasına rağmen parti içinde faal değildi. | Iako je on i tada bio član SDP a, nije bio aktivan u okviru stranke. |
| Hayır, her şey aleyhine olmasına rağmen onları Missouri'ye sürmekte kararlısın. | Ne, želiš ih voditi u Misuri sa svim protiv tebe. |
| Biliyorsunuz, her hafta sonu geliyor şehirde bir dairesi olmasına rağmen. | Dolazi svaki vikend. Premda ima stan u gradu. |
| Yalnızca tek bir kapı olmasına rağmen, çok sayıda koruma var. | Iako su samo jedna vrata, ima mnogo stražara. |
| Ben komünist değilim! Komünist eğilimlerim olmasına rağmen. Komünist aslında şudur | Mi smo za svjetske standarde, za narod, a ljude koji o tome govore, zovu agitatorima! |
| Partisinin meclisteki gücü azalmış olmasına rağmen, Karamanlis gündemi sürdürmedeki kararlılığını vurguladı. | Iako je njegovoj stranci moć u parlamentu smanjena, Karamanlis je naglasio odlučnost da progura svoj dnevni red. |
| Hükümet güçlükler konusunda hevesli olmasına rağmen, bazı analistler tedbiri elden bırakmıyor. | Iako je vlada entuzijastična po pitanju tog izazova, neki analitičari su oprezni. |
| Çok hassas bir konu olmasına rağmen, bazıları bildirinin kendisinin etkinliğini sorguluyor. | Iako je to eksplozivno pitanje, neki postavljaju pitanje i same djelotvornosti tog proglasa. |
| Baksana, sayıları binlerce olmasına rağmen ölüm korkusuyla diyarlarını terkedip çıkan kimselere! | Zar nisi čuo o onima koji su iz straha od smrti iz zemlje svoje pobjegli a bijaše ih na hiljade. |
| Baksana, sayıları binlerce olmasına rağmen ölüm korkusuyla diyarlarını terkedip çıkan kimselere! | Zar nisi razmislio o onima koji su izašli iz kuća svojih, a bilo ih je na hiljade, strašeći se smrti. |
| Bunun tamamen bir delilik olmasına rağmen Japonlarla savaşmaya devam etmek istiyorum. | Želim da nastavim borbu protiv Japanaca, iako znam da je to potpuna ludost. |
| Evli bir adam olmasına rağmen o kadınlar kendilerini onun önüne attılar. | Nebi mislili da je oženjen čovjek... koliko su se žene vješale za njega. |
| Hava buz gibi olmasına rağmen Keçeli bir manto giyerek Narayama'ya gidemez | Moraćeš da poneseš staru babu na planinu gde vrane besomučno lete. |
| Sadece bir cüppeler karnavalı olmasına rağmen, sadece bu yüzden cenazeye katıldım. | Bila je, zato i idem na sahranu koja će biti pravi karneval staraca. |
| Gana kaptanı Michael Essien'siz aksayacak olmasına rağmen, kimse bunun takımı devireceğini düşünmüyor. | Iako će Gana biti oslabljena odsustvom kapitena Michaela Essiena, niko ne misli da će biti lak protivnik . |
Ilgili aramalar: Olmasına Rağmen - Engel Olmasına - Yok Olmasına - Bunun Olmasına Izin - Olmasına Imkan Yok - Olmasına Izin Ver - Rağmen - Herşeye Rağmen - Buna Rağmen - Bunlara Rağmen -