"sevecen"'in çevirisi Sırp Diline:
Sözlük Türkçe-Sırpça
Sevecen - tercüme :
örnekler (Harici kaynaklar, incelenmemiş)
| Sevecen çocuk. | Veseo momak. |
| Sevecen bir vedayla | Uz nježan zbogom |
| Sevecen bir arkadaş. | Диван момак. |
| Pek sevecen değilsin bugün. | Ниси баш нежан данас. |
| Bir baba çocuklarına nasıl sevecen davranırsa, RAB de kendisinden korkanlara öyle sevecen davranır. | Kako otac žali sinove, tako Gospod žali one koji Ga se boje. |
| Kimsenin davranmadığı kadar sevecen davrandı bana. | Bio je dobar prema meni, kao niko dosad. |
| Ona sevecen bakar mısınız? Kameraya gülün. | Nasmejte se za sliku. |
| Her zaman sevecen, çok tatlı bir adamdı. | Uvek druželjubiv... |
| Sanki seni sevecen büyükannenden koparıp almışım gibi. | To zvuèi kao da sam te ukrao od tvoje voljene bake. |
| Sarışın, 1.75 boyunda, kalın dudaklı ve sevecen. | Koja žena? Plavuša, visoka 1.52 m, punih usana i vrlo privlaèna. |
| RAB sevecen ve lütfedendir, Tez öfkelenmez, sevgisi engindir. | Milostiv je i dobar Gospod, spor na gnev i veoma blag. |
| RAB unutulmayacak harikalar yaptı, O sevecen ve lütfedendir. | Čudesa je svoja učinio da se ne zaborave dobar je i milostiv Gospod. |
| Daha birlikte ve sevecen türler olmak için gelişiyoruz. | Razvijamo se da budemo srdačniji i da više sarađujemo. |
| tutukladığı zaman, sana karşı nazik ve sevecen davranmıştı. | Znaš li ko æe nam u tome pomoæi? Nama pomoæi? |
| Her seferinde yumuşak ve sevecen sözlerine teslim oluyorum | Svaki put popustim tvojim rečima tako nežnim |
| Yunusbalıkları sevecen ve masum yaratıklar, ve daha iyisine layıklar. | Lavovi čekaju svoju priliku. Mladunče je njihov cilj. |
| Bazı insanların sevecen bir yüzü vardır, bazısının da yoktur. | Neki ljudi imaju dopadljiva lica, neki ne. |
| Ama o çok sevecen, iyi kalpli ve neşeli biri. | I zato... Ali on je tako ljubazan, divan i veseo. |
| Dünya, insanlar... her şey birden gözüme çok sevecen göründü. | Nije toliko to u pitanju. Živopisno se seæam dana kada su me pustili. Sve pre toga izgleda nestvarno. |
| Karanlıkta ışık doğar dürüstler için, Lütfeden, sevecen, doğru insanlar için. | U tami sjaje videlo pravednicima od dobrog, milostivog i pravednog. |
| Ne kadar da sevecen, değil mi? Yavru bir kedicik gibi. | Privržen ti je kao maèe. |
| Ama senin de zayıf ve çocuklar kadar sevecen olabileceğini biliyorum | Али ја знам да можеш бити нежан као дете. |
| Onları senin aşırı sevecen insafına bıraksam, iki haftada karakterleri bozulur. | Bili bi katastrofalni da budu prepuštni tvojoj popustljivosti. |
| Kutsal çocuk öyle sevecen ve yumuşaksın ki... Huzur içinde uyu. | Divno Djetešce pred njima spi, rajski resi ga mir... |
| Limey, bize usturayı veren sevecen hanımın evine bir göz at. | Lajmi, ti idi kod one ljubazne dame koja nam je pozajmila brijaè. |
| Bunların kimisi acımasız, kimisi öfke doluyken bazıları sevecen, bazıları da bilgedir. | Neka od njih su divlja neka su gnevna neka su nežna neka su mudra. |
| Bence zavallı çocuğun mahkeme salonunda sevecen bir yüz görmesi fena olmaz. | Mislim da siroti momak mora da vidi... barem jedno prijateljsko lice u sudnici. |
| Susan'a karşı bu kadar sevecen olduğunuz için size teşekkür etmek istiyorum. | Zelim da vam zahvalim sto ste tako dobri sa Suzan. |
| (S ) Aslında, sevmek derken... (M ) Hayır, öyle kastetmedim, bilirsin, sevecen bir şekilde. | I. Dakle, voleti u smislu...? Muđi |
| Kosova Müftüsü Naim Ternava ahlaklı ve sevecen bir yaşamın mutluluğun temeli olduğunu söylüyor. | Kosovski muftija Naim Ternava navodi da je moralan život ispunjen ljubavlju osnova za sreću. |
| Bu şey olabilir... ...merhametsiz, karşı konulamaz, sevecen, sınırsız topraklar ve daha iyi günler. | To bi bilo... ...neumoljivo, neodoljivo do široke zemlje i boljih dana. |
| Bir yerde anneyle tanışmanın en iyi yolunun çocuğa karşı... sevecen olmak olduğunu okumuştum. | Citao sam, da je najbolji nacin da upoznas majku... da budes ljubazan sa cerkom. |
| Oysa sen, ya Rab, Sevecen, lütfeden, tez öfkelenmeyen, Sevgisi ve sadakati bol bir Tanrısın. | Ali Ti, Gospode, Bože milostivi i blagi, strpljivi i bogati dobrotom i istinom, |
| Bu yüzden de siz ne kadar sevecen olursanız o da o kadar kötü hissediyor. | I zbog toga tvoja ljubaznost uznemirava je još više. |
| İnanılmaz yetenekli, sevecen, ancak en önemlisi, iyi eğitimli akıl sağlığı uzmanlarının olduğu bir takımda çalıştım. | Radio sam u timu izuzetno talentovanih, saosećajnih, ali najvažnije veoma obučenih i specijalizovanih stručnjaka za mentalno zdravlje. |
Ilgili aramalar: Sevecen -